[ Genç Kurgu ] - Kitap Listesi
devam ediyor 3h önce güncellendi
imkansız
@berfin.65
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Bazı insalar bir odaya girildiğnde farkedilmez.
Bazılarıysa hiçbir şey yapmadan iz bırkaır.
Gökçe yılmaz
sesizliği yanlış anlaşılacak kadar derin,bakışlaır gereğinden fazla şey anlatacak kadar keskin bir kızdI. kimse onun ne düşündügunu tam olarak bilemezdi çünnkü Gökçe,kelimelerden çok suskunlukla konuşmayı seçerdi.hayat ona erken yaşta güçlü olmayı öğretmişti ama bu gücün bedelini de yine yanlızlıkla ödetmişti.
Dışarıdan bakıldığında sıradan bir hayatı vardı.Okul,insanalar,günler...Hepsi olmasın gerektiği gibi görünüyordu.Ama hiçbirşey göründüğü kaadr basit deildi. Çünkü bazı hikayeler gülümsemelerin arkasında başlar.Ve bazı sırlar, tam da en sesiz insanlarda saklanır.
Sabah alarmın sesiyle uyandım. ama uyanmak istemiyordum tam kafamı tekrar yastığa koyup uyuyacaktım ki annemin gökçe hadi kalk kahvaltı hazır demesiyle uyandım. bende istemeyerk kalktım ve mutfaa gittim annem babamla kahvaltı hazırlıyordu. günaydın tatllım dedi bende günaydın sanada anne dedim. ve masaya oturdum kahvaltı ettik sonra annemle okul hakkında konuştuk önce giidp biraz alışveriş yapıp sonrna okula gidecektik kayıt için kahvaltıdann sonra üstüme sarı bir kazak altımada beyaz bir pantolon giydim ve yola çıktık. Yolda annemle biraz konuştuk. Sonra okula vardığımızda önce müdürüm odasına vardık. Okul eski okulum gibi pek bakımlı ve güzel deildi. Kayıt yaptırdık ve annemle vedalaşıp sınfıma doğru gittim. Sınıfa girdiğimde masada sakızı şapırtarak çiğneyerek çiğneyen kızlar vardı. Bende oturacak bir yer aradım ve gidip boş bir yere oturdum. Sonra ders zili çaldı. Ve sınıfa hoca geldi. Uzun boylu uzun saçlı orta yaşlarda bir kadındı. Sonra adını aylin diye bıldıgım hoca evt arkadaşlar sınıfa yeni bir akadaşınız geldi. Ve bana bakarak kendini tanıt lütfen dedi. Ben gökçe yılmaz babamın işi yüzünden buraya taşınmak zorunda kaldık deıdm. Ve öğretenin bakışıylada yerıme oturdum. Ve o an beni çoktandır izleyen biri gözüme çarptı uzun boylu, esmer tenli bir çocuktu ve beni dikkatle süzüyordu ona baktığımda ise kaşlarını çatıp hemen önüne döndü aman tanrım çok etkileyiciydi. Ve o anda zil çaldı sonunda. Karnımın guruldamasıyla kantini aramaya başladım. Karşıma çıkan ilk kişiye kantinin yerini sorudm. Ve nihayet buldum kantin fazla eski püsküydü ve bakımsızdı. Ve sonunda kuyruk sırasına giirp yiyecek bişeyler alıp sınıfa çıktım.Ve daha ilk ısırığı almamıştım ki bir ağlama sesi duydum. Sınıfın en köşesinde kıvırcık saçlı bir kız oturup ağlıyordu. Yanına gidip oturdum ve neden ağladığını sordum bana bakarken elleri titriyordu. Sonra bana önemli birşey yok dedi ve dahada ağlamaya başladı . Sonra onu sakinleştirip cebımden bir mendil çıkarıp burnunu silmesi için verdim. Sonra adını sordum.
-Ayça
neden ağlıyorsun
-sınavdan kaldım ve çok başarısızım.
Biraz şaşırdım ama olabilirdi ve motivasyon verdim sonrada biraz dertleştikten sonra arkadaş olabiriz isersen dedim.
-cidden mi
evet,hem neden olmasın dedim
-güldüm tm dedim
Ve o anda zil çaldı ve yerlerimize geçtik. Ayça yanımda oturdu.Sonra sınıfa herkes girmeye başladı ve o çocukta çok etkileyici duruyordu ve tabii birazda soğuk bakışlıydı.Ve yanında da iki üç çocuk vardı onlarda onun gibi soğuk bakışlıydılar ama korkunçtular. Ve o an gözlerimiz buluştu ve koyu gözleri bana soğuk bakışlar attı. Tamda o anda Ayça beni dürttü.
-Kızım neye bakıyorsun
hiç hiçbirşeye dedim.
-Emin misin sanki gördüklerim Kaanı kestiğini söyedi.
Ne Kaan mı adı kim o çocuk
-wayy Ayça hanım Kağana mı tutuldun.
Yo nerden çıkarıdn hem senin başka işin yok mu
-Tm tm ama o çocuğa bulaşma bence tehlikeli biri...
Biraz bilgi versene
-Kızım ne bilgisi çocukta her bok var
Cevap verecektim ki o anda sınıfa bahar hoca girdi. Evet çocuklar açın kitapları ders işliyecez. Derste hep onu düşündüm aşık oldum mu bilemedim ama merak duygusu kapladı beni...Ve zil çaldı okul bitmişti. Ayçayla hazırlanıp okuldan çıktık ve yolda biraz sohbet ettik ailelerimizden bahsettik neden burada olduğumdan neden buraya taşındığımızı... Sonra telefon numaralarımızı alıp ayrıldık zaten evlerimizin arasında 2 sokak vardı. Eve geldiğimde annem mutfakta yemek yapıyordu beni görünce
-Tatlım geldin mi üstünü değiştir bende sofrayı kuruyorum.
Hmm tm anneciğim dedim ve odama çıktım üstümü değistirip hafif bir makyaj yaptım ve aşağıya indim.anneme sofrauyı kurmada yardım ettim. Ve yemek yedik sonrada anneme babamın ne zaman iş seyahatinden döneceğini sordum. Anem de daha gelemeyeceğini söyledi. Ve sonra yemek bittiğinde sofryaı toplaıdm ve annemle mısr patlatıp bıraz abur cubur alıp film keyfi yapmaya başladık korku flimi seçtik. Biraz korkunçtu ama iyiydi ve flimin ortasında uykum gelmeye başladı ve anneme uyumaya gideceğimi söyleyip yanağından öptüm ve odama gittim. Ve odama geçip biraz telefonu karıştırdım, sonra da yatağa geçip uyumaya çalıştım göz kapaklarım yavaş yavaş ağırlaşıyordu...
devam ediyor 3h önce güncellendi
İKİ DÜNYA BİR KALP
@elaa00
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Biri parıltılı ışıkların altında yalnız bir zirve, diğeri ise dalga sesleri ve boncuk taneleri arasında gizli bir huzur...
Eylül, bir sahil kasabasının mütevazı sokaklarında, annesinin el emeği inci kolyeleriyle hayata tutunmuş, ruhu deniz gibi derin bir genç kadındır. Şehrin en lüks otelinde çalışırken, o parıltılı dünyanın sadece dışarıdan göründüğü kadar parlak olmadığını bilir.
Emir ise gücün, servetin ve ulaşılmazlığın simgesidir. Ultra zenginlerin dünyasında, herkesin önünde eğildiği ama kimsenin gerçek kalbine dokunamadığı bir adam. Bir tesadüf, onu bu kasaba sakinliği ile karşı karşıya getirdiğinde, sadece rotasını değil, tüm doğrularını da kaybedecektir.
Biri lüksün soğuk duvarları arasında sıkışmış, diğeri sadeliğin sıcaklığında çiçek açmış iki ruh... Aralarındaki uçurum kadar derin bir aşk, tüm engelleri aşmaya yetecek mi? Yoksa ait oldukları dünyalar, onları sonsuza dek birbirine yabancı mı kılacak?
"Aşk, imkansızın bittiği yerde başlar."
devam ediyor 3h önce güncellendi
Nefes Almayan Şehir
@utargokce09
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Bu şehirde herkes susar.
Çünkü konuşmak, bedel ödemektir.
Geçmişte yapılan hatalar, üstü örtülmüş suçlar ve unutulmaya zorlanan gerçekler… Hepsi bu şehrin duvarlarına sinmiştir. İnsanlar yaşamaz; alışır, kabullenir ve susar. Ta ki biri hatırlayana kadar.
Bir gün, yıllardır bastırılan her şey yeniden ortaya çıkmaya başlar. Sırlar çözülürken intikam da adım adım şekillenir. Çünkü bazı yaralar zamanla kapanmaz; sadece daha derinleşir.
Nefes Almayan Şehir, geçmişten kaçamayanların, sessizliğin içindeki çığlıkların ve kaçınılmaz bir yüzleşmenin hikâyesi. Bu şehirde adalet yoktur. Sadece hesaplaşma vardır.
Ve herkes, er ya da geç, kendi günahıyla nefessiz kalır.
devam ediyor 2g önce güncellendi
Sansar'ın Yuvası
@saturn88
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Sağanak yağmur şiddetini artırıyorken ihtiyar mekanının girişinde sandalyesinde çayını yudumluyordu. Yağmur damlaları arasında bir silüet çekti dikkatini. Ağır adımlarla tam önüne kadar gelen kıza baktı. Yüzündeki morluklar yağmurdan ıslanıp yüzüne yapışan saçlarından bile belli oluyordu ama adamın ilgisini çeken şey bu değildi sırtında kendiyle aynı yaşta zayıf çelimsiz soluk suratlı bir çocugu taşıyordu.
Zorlansada ihtiyara hiç bakmadan adım atmaya devam etti.
"Öldü mü" diyen ihtiyarı yeni fark etmişcesine irkilerek durdu.
Asi gözleri adama döndü. İhtiyar sırıttı.
"Ölmediyse getir içeride yardımcı olalım" kız adama boşca baktı.
"Bana hastane lazım. Burası öyle değil gibi ihtiyar?" adam gayriihtiyarı güldü.
"Haklısın burası hastane degil" ayağa kalkıp genç kızın ıslak saçlarını geriye itti.
"Burası" dedi adam koyu gozlere sahip kıza bakarak.
"Sansar`ın Yuvası. Sansar olmak ister misin?"
devam ediyor 2h önce güncellendi
Zorunlu ailem
(Gerçek Ailem)
@edovie
Okuma
0
Oy
0
Takip
0
Yorum
0
Bölüm
0
Bu kitap; terk edilmenin, suskunluğun ve mecbur kalınan bağların hikâyesidir.
Bir annenin gidişiyle başlayan,
bir babanın sessizce taşıdığı yükle devam eden
ve çocukların omuzlarına bırakılan bir hayat…
Bu sayfalarda kusursuz insanlar yok.
Kırgın abiler, öfkeli ablalar,
sevilmeyi hiç öğrenememiş çocuklar var.
Bu bir “birbirini hemen seven kardeşler” hikâyesi değil.
Bu, birbirine yabancı ama aynı kanı taşıyan insanların
aynı evde yaşamaya zorlanmasının hikâyesi.
Bir mezarlıkta başlayan bu yolculukta;
saklanan gerçekler açığa çıkacak,
nefret yerini suçluluğa bırakacak
ve herkes, “aile” kelimesiyle yeniden yüzleşmek zorunda kalacak.
Eğer bu kitabı okuyorsan,
şunu bil:
Burada sevgi yavaş doğar.
Affetmek acıtır.
Ve bazı bağlar, isteyerek değil
zorunlu olarak kurulur.
Gerçek aile... kan bağı mıdır, yoksa zorunluluk mu?"