[ mafyaaşk ] - Etiketin'de Kitap Listesi
devam ediyor 1h önce güncellendi
Kökler ve Kalpler
@nisanurrcamlii
Okuma
1.39k
Oy
136
Takip
41
Yorum
371
Bölüm
23
Bazı borçlar parayla değil, bir ömürle ödenir."
Gece, bir kumar masasında babasının hırsına kurban gittiğinde, karşısında Türkiye’nin en köklü ve karanlık ismi Ezel Korhan’ı buldu. Ezel için o, sadece kazanılmış bir mülk değil; mühürlenmiş bir kaderdi.Benden nefret et Zerd, yeter ki benden başkasına bakma."
Gece için Ezel Korhan; özgürlüğünü çalan bir gardiyan, babasının borcuna karşılık onu mühürleyen bir cellattı. Ondan nefret etmek, Gece’nin hayatta kalma biçimiydi. Ancak bilmediği bir şey vardı: Ezel onu o masadan bir mülk gibi değil, bir emanet gibi çekip almıştı.
Ezel Korhan; Türkiye`nin en köklü mafyası, yeraltının buzdan kralı... ..
İhanetlerin gölgesinde, nefretin ateşiyle kavrulan iki ruh... Gece, nefret ettiği bu adamın aslında tek sığınağı olduğunu anladığında, Ezel için çoktan her şeyi yakmaya hazır olacak mıydı?
"Sen beni celladın sandın ... Oysa ben senin için dünyayı ateşe veren o ateist ellerin duasıydım." Ezel Korhan’ın elinden kaçmak imkansızdı, çünkü o zaten Gece’nin kaçtığı her yolun sonundaydı
devam ediyor 2a önce güncellendi
Karanlıkta Kalan İsim
@alisaude
Okuma
5
Oy
2
Takip
0
Yorum
2
Bölüm
2
Onu unutmak zorunda kaldı.
O ise onu unutmamak için her şeyini kaybetti.
Bir suikastçı…
Bir mafya lideri…
Ve aralarında yarım kalmış bir çocukluk.
Kader onları tekrar karşı karşıya getirdiğinde,
sadece biri hatırlayacaktı.
Ama hatırlamak… kurtarmaya yetmeyecekti.
devam ediyor 3a önce güncellendi
KUŞ VE KAFES
@esra42samet_
Okuma
5
Oy
3
Takip
0
Yorum
1
Bölüm
3
“Denizin boğduğu bir kızı, ancak toprak kokusu hayata döndürebilirdi.”
Hüma, sekiz yaşındayken o karanlık suların dibinde sadece ailesini değil, nefesini de bıraktı. O geceden ona kalan tek miras; kapalı duvarlar arasında geçirdiği krizler ve boynundaki gümüş kolyeydi. Bir de kulağına fısıldanan o imkansız vaat:
“Dünya seni bir kafese hapsetmeye kalkarsa bu kolyeye dokun; o zaman benim ruhum senin gökyüzün olacak.”
Boran ise ruhundaki kırıkları dövmelerle yamayan, kalbi intikamla taşlaşmış bir adamdı. En sevdiğini toprağa verdiğinde, o toprağı bir canla sulamaya yemin etti. Hüma’yı bir kefaret olarak kendi cehennemine hapsederken, aslında kendi elleriyle kırdığı kanatların kime ait olduğunu bilmiyordu.
Hüma, boğulduğu her an celladının toprak kokusuna sığınıyor, Boran’da kıyıyı buluyordu. Boran ise nefretle baktığı bu gözlerin, yıllar önce gökyüzünü vadettiği o küçük kıza ait olduğundan habersizdi.
Bir yanda denizden sağ çıkan ama nefes alamayan bir Kuş...
Diğer yanda toprağın altında kalan ama ölemeyen bir Kafes...
Sırlar aralandığında, Boran’ın ruhu Hüma’nın gökyüzü mü olacaktı, yoksa onu sonsuza dek hapseden o demir parmaklıklar mı?